Samsa

“Bazı yorumcular, Kafka’nın, dönüşen kahramanı Gregor için seçtiği Samsa soyadını, (/’sa:msǝm/ şeklindeki okunuşuyla) Çekçedeki “sám jsem” ifadesini çağrıştırır şekilde kullandığını ileri sürmüştür. Bu cümlenin anlamı şudur: Yalnızım
Gerçekten de Samsa, insanlığı veya hayvanlığı içinde her halükârda yalnızdır: Hem piyasaya, kurumlarına ve zorunlu çalışmaya endeksli modern toplumun bir bireyi olarak, hem de küçük eklembacaklılar familyasının, sürüden koparak oransızca büyümüş ve bu topluma “düşmüş” bir ferdi olarak. Samsa’yı (cennetten) arta kalmış bir hayata hapsedip çoğunluğumuz gibi topyekûn yalnızlaştıran, kuralları iktidar kodlarıyla yazılmış, sınırları belli bir dönüşüm alanında varlığını sürdürmesidir. İnsan kendini bu gri alanda aynı anda hem “özgür” birey, ideal çalışan, hayırlı evlat, hem de devlet kurumları, işyeri, aile ve ahlak yasaları tarafından varlığı her an değersizleştirilen bir eklembacaklı rolünde bulur.
İnsanlaşırken “hayvanlaşma,” bireyleşirken sürüleşme, toplumsallaşırken yalnızlaşma şeklinde işleyen bu çift-taraflı oyun Samsa için mutlu sonla bitmez ama o, iktidar alanı dışında başka bir hayatın imkanını arayan soruyu sormuştur: Ne oldu bana?
Her sabah zorla işe giderken, marketlerde alışveriş yaparken, ezici çalışma koşullarına uyum sağlamaya çabalarken, binbir ezberle makbul olmaya uğraşırken, tıpkı bir eklembacaklıya dönüşmüşçesine şaşkınlıkla, aynaya bakıp sormamız gereken sorudur bu: Ne oldu bana?
Samsa’nın işaret ettiği hakiki bir dönüşüm umuduyla…”

Emine Ayhan